İngilizce bir metni Türkçe’ye çevirirken nelere dikkat etmeliyim?

İngilizce bir metni Türkçe'ye çevirirken nelere dikkat etmeliyim?

Google Translate’i Kıskandıracak Çeviri Sırları: Bir Metin Nasıl ‘Ruhuyla’ Çevrilir?

Google Translate’i Kıskandıracak Çeviri Sırları: Bir Metin Nasıl ‘Ruhuyla’ Çevrilir?

Giriş: Samimi Bir Merhaba

Önünde o İngilizce metin duruyor. Kelimeleri tanıyorsun, gramer yapıları da fena değil gibi, ama cümle bir türlü o akıcı, anlamlı bütünlüğe kavuşmuyor. Sanki kelimeleri alıp Türkçe bir cümlenin içine zorla tıkıştırmışsın gibi bir his… Bu senaryo sana da bir yerden tanıdık geliyor, değil mi? 25 yıllık öğretmenlik hayatımda bu “anlam kayması” hissini yaşamayan, bu çeviri duvarına toslamayan neredeyse tek bir öğrencim bile olmadı.

Ama sana bir sır vereyim mi? Sorun büyük ihtimalle sende değil. Sorun, çevirinin bize adeta matematiksel bir denklem gibi, “şu kelimenin karşılığı budur” diye öğretilmesinde yatıyor. Oysa çeviri bir mühendislik hesabı değil, bir sanattır. Bir ruhu, bir duyguyu, bir kültürü alıp başka bir dile usulca taşımaktır.

Bu yazıda sana sıkıcı kurallar listesi vermeyeceğim. Onun yerine, bir metnin ruhunu nasıl yakalayacağını, kelimelerin ardındaki niyeti nasıl okuyacağını ve kendi ana dilinin gücünü kullanarak nasıl harikalar yaratabileceğini fısıldayacağım. Bu bir tercümanlık dersi değil; bir “anlama” ve “hissetme” rehberi olacak.

Hazırsan, o İngilizce pusulayı yeniden ayarlayalım bakalım.

Ana Bölüm 1: Yaygın Yanılgılar ve “Neden Olmuyor?” Sorunsalı

Yola çıkmadan önce, ayağımıza takılıp duran şu can sıkıcı taşları bir kenara atalım. Yıllardır pırıl pırıl zihinleri bile yavaşlatan o meşhur hatalar:

  • Kelime Kelime Çeviri Tuzağı: Belki de en büyük günah budur. “It’s raining cats and dogs” cümlesini “Kedi ve köpek yağıyor” diye çevirmek nasıl kulağa abes geliyorsa, çoğu cümlenin birebir çevirisi de o kadar anlamsızlaşır. Unutma, diller kelime yığınları değil, kendi içinde yaşayan anlam sistemleridir.
  • Deyimleri ve Kültürü Es Geçmek: Her dil, kendi kültürünün parmak izleriyle doludur. Bir Amerikalının sana şans dilemek için “break a leg” demesi, “bacağını kır” diye beddua ettiği anlamına gelmez. Bu kültürel kodları çözemeden yapılan bir çeviri, ruhsuz bir iskeletten pek de farksız görünmeyecektir.
  • Tonu ve Niyeti Göz Ardı Etmek: Metin şakacı mı, resmi mi, iğneleyici mi, yoksa hüzünlü mü? Yazarın ses tonunu duymadan çeviri yapmak, en sevdiğin şarkıyı notaları olmadan, sadece sözlerini okumak gibidir. Bütün duygusu kaybolur gider.
  • İlk Bulduğun Anlama Yapışmak: Sözlüğü açtın, bir kelimenin karşısında 5 farklı anlam duruyor. Genelde ilkini alıp cümleye koymak en kolayıdır ama bu, adresi bilmeden yola çıkmaya benzer. O kelimenin o cümledeki asıl görevi ne? Bağlam bize ne fısıldıyor? İşte sorman gereken asıl soru bu.

Eğer bu hatalardan birkaçı sana “aa, evet, ben de yapıyorum” dedirttiyse, derin bir nefes al. Bu, ilerleyemediğin anlamına gelmiyor. Sadece pusulanın yanlış yönü gösterdiği anlamına geliyor. Şimdi onu doğru yöne çevireceğiz.

Ana Bölüm 2: Benim Pusulam: Altın Değerinde 4 İlke

Yılların tecrübesiyle damıttığım, öğrencilerimin yolunu aydınlattığını düşündüğüm 4 temel ilkem var. Bunları bir kenara not al. Sadece çeviri için değil, İngilizce anlama yolculuğunun tamamı için işine yarayabilir.

Kural 1: Çevirmen Değil, Yorumcu Ol

İyi bir çevirmen, kelimeleri bir dilden diğerine taşıyan bir hamal değildir. İyi bir çevirmen, bir fikri, bir duyguyu anlayan ve onu kendi dilinde en isabetli şekilde yeniden yaratan bir sanatçıya benzer. Metni okurken kendine sadece “ne yazıyor?” diye değil, şu soruyu sor:

“Yazar burada aslında ne demek istiyor?”

Bu küçük zihniyet farkı, amatör bir çeviriyle usta işi bir çeviriyi ayıran en kalın çizgidir.

Kural 2: Bağlam Her Şeydir

Tek bir kelime, içinde yüzdüğü cümleye, paragrafa ve metnin geneline göre bambaşka anlamlara bürünebilir. Mesela “run” kelimesi… “I run every morning” (koşmak), “The computer is running” (çalışmak), “I will run a company” (yönetmek), “My nose is running” (akmak)… Liste uzar gider. Bir kelimeye asla tek başına bakma. Kelimenin ailesiyle, yani içinde bulunduğu cümleyle tanışmadan hüküm verme.

Kural 3: Kulağını ve Gözünü Eğit

Çeviri becerisi sadece gramer ve kelime ezberiyle gelişmez. O dilin ritmini, melodisini, akışını hissetmekle olgunlaşır. Bol bol İngilizce film izle, podcast dinle, makale oku. Zamanla, hangi ifadenin nerede “sırıtmadığını”, hangi cümlenin daha doğal aktığını sezgisel olarak anlamaya başlarsın. Peki bu sezgi nasıl kazanılır? İşte işin sırrı, o dile canlı olarak maruz kalmaktan geçiyor. Sadece teoride kalmak, yüzme bilmeden okyanusa açılmaya benzer.

Kural 4: Türkçene Güven!

Evet, yanlış duymadın. İyi bir İngilizce çeviri yapmanın en önemli sırlarından biri, aslında çok iyi bir Türkçe bilgisine sahip olmaktır. Çünkü o çevirdiğin metin, eninde sonunda Türkçe okunacak. Eğer ortaya devrik, “çeviri kokan”, tuhaf bir metin çıkıyorsa, en ileri seviye İngilizce bilgisi bile seni kurtaramaz. Çeviriyi bitirince İngilizce metni bir kenara bırak ve sadece kendi yazdığın Türkçe metni oku. Akıcı mı? Anlaşılır mı? Bunu bir Türk yazar yazmış olabilir mi? Cevabın “pek sayılmaz” ise, parlatmaya devam et.

Ana Bölüm 3: Peki, Ne Yapacağız? Adım Adım Uygulama

Teoriyi anladık. Şimdi direksiyona geçme zamanı. Elinde bir metin var, nereden başlayacaksın?

  1. 1. Adım: Keşif (Anlamak için Oku)

    Sakın hemen çevirmeye başlama! Bu en sık yapılan hatadır. Önce metnin tamamını, bir roman okur gibi, anlamak için oku. Konu ne? Yazarın derdi ne? Okurda nasıl bir his bırakmak istiyor? Metnin genel havasını bir kokla.

  2. 2. Adım: İnşa (Kaba Taslak Çıkar)

    Şimdi, kelime kelime olmasa da, cümlelerin genel anlamını koruyarak bir taslak çeviri yap. Mükemmel olmak zorunda değil. Amacın, metnin iskeletini bir an önce Türkçeye taşımak. Takıldığın yerleri işaretle, sonra dönmek üzere yola devam et.

  3. 3. Adım: İnce Ayar (Sanatçı Dokunuşu)

    İşte en keyifli kısım burası. Şimdi o kaba taslağı ete kemiğe büründüreceğiz.

    • Yüksek sesle oku: Çevirini yüksek sesle oku. Kulağını neresi tırmalıyor, nerede akıcılık bozuluyor, anında fark edeceksin.
    • Deyim avına çık: Orijinal metindeki deyimleri, kültürel göndermeleri yakala. Bunların Türkçedeki en yakın karşılığı ne olabilir? Birebir çevirmek yerine, aynı duyguyu veren Türkçe bir deyim, bir ifade bulmaya çalış.
    • Türkçenin cambazı ol: “The report that was written by John…” gibi edilgen ve uzun bir yapı yerine, “John’un yazdığı rapor…” gibi daha kıvrak ve doğal Türkçe ifadeler kullan. Türkçenin gücünü kullanmaktan çekinme.

Sonuç: Kaptanın Son Sözü

Gördüğün gibi, çeviri bir şifre çözme oyunu değil, bir köprü kurma eylemidir. Bir düşünceyi, bir kültürü, bir hikayeyi bir kıyıdan alıp diğerine en sağlam ve zarif şekilde ulaştırma sanatı.

Elbette hata yapacaksın. İlk çevirilerin “çeviri kokacak”, bu çok normal. Her sanatçı gibi sen de pratikle ustalaşacaksın. Her yeni metin, kaslarını biraz daha güçlendiren bir antrenman olacak.

Unutma, pusula artık sende. Bu uzun ama keyifli yolculukta sana iyi seyirler!

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Soru 1: En iyi çeviri sözlüğü veya aracı hangisidir?

Cevap: “En iyi” diye tek bir araçtan bahsetmek zor. En sağlıklı yöntem, birkaç farklı kaynağı birlikte kullanmaktır (Tureng gibi online sözlükler, deyim sözlükleri, eş anlamlılar sözlüğü vb.). Tek bir kaynağa asla %100 bel bağlama. Özellikle bir kelimenin farklı cümlelerdeki kullanımlarını gösteren “bağlam sözlükleri” (context dictionaries) hayat kurtarıcı olabilir.

Soru 2: Deyimlerin ve argo ifadelerin çevirisi nasıl yapılır?

Cevap: Temel kural şu: Deyimin kendisini değil, yarattığı anlamı veya duyguyu çevir. Türkçede o anlama gelen bir deyim varsa ne âlâ, onu kullan. Yoksa, o deyimin ne anlama geldiğini, metnin tonuna uygun düz bir cümleyle açıkla. Birebir çeviri genellikle en son çare olmalı, hatta ondan bile kaçınmak gerekir.

Soru 3: Çeviri yaparak İngilizcemi geliştirebilir miyim?

Cevap: Kesinlikle, hem de nasıl! Bu tek yönlü bir yol değil. Çeviri yapmak, İngilizcedeki yapıları, kelime seçimlerini ve nüansları çok daha derinden anlamanı sağlar. Bu, kelime listeleri ezberlemekten çok daha kalıcı bir öğrenme yöntemidir. İngilizcen geliştikçe çevirilerin, çevirilerin geliştikçe de İngilizce anlama becerin güçlenir. Birbirini besleyen harika bir döngü gibi düşün.

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir