O ‘Send’ Tuşuna Basmadan Önce: İş İngilizcesinde Kariyerinize Mal Olabilecek Hatalar
Merhaba yol arkadaşım,
O hissi iyi bilirim. Önemli bir mail yazmışsın, belki yurt dışındaki bir müşteriye, belki de genel müdürüne. Kelimeleri özenle seçmiş, cümlenin sonuna noktayı koymuşsun. Elin “Gönder” (Send) tuşunun üzerinde bir hayalet gibi geziniyor ama bir türlü basamıyorsun. İçinden bir ses fısıldıyor: “Acaba bariz bir hata yaptım mı? Söylediğim yanlış anlaşılır mı? Yeterince profesyonel duruyor mu bu şimdi?”
Eğer bu senaryo sana tanıdık geliyorsa, derin bir nefes al. Yalnız değilsin. 25 yıllık öğretmenlik hayatımda, o “Gönder” tuşunun yarattığı kaygıya binlerce kez şahit oldum. Ama bugün, o kaygıyı bir kenara bırakalım diyorum. Gel, birlikte iş İngilizcesi yazışmalarında seni tuzağa düşüren o küçük ama kritik hataları bir bir ortaya çıkaralım. Sana sadece neyin yanlış olduğunu değil, nasıl düzelteceğini ve bir daha aynı hataya neden düşmeyeceğini de anlatacağım.
Hazırsan, İngilizce pusulanı ayarlayalım ve şu mail kutusundaki mayınları temizlemeye başlayalım!
Yaygın Yanılgılar ve “Neden Olmuyor?” Sorunsalı
Yıllardır gözlemlediğim bir şey var: Zeki, çalışkan, kendi anadilinde harika iletişim kuran insanlar, iş İngilizcesi yazışmalarına gelince sanki görünmez bir duvara tosluyor. Peki neden? Çünkü farkında olmadan bazı tehlikeli tuzaklara düşüyorlar.
Tuzak 1: Türkçe Düşünüp İngilizce Yazma Sendromu
Bu, belki de en yaygın ve en tehlikeli hata. Kafanda cümleyi Türkçe kuruyor, sonra kelime kelime İngilizce’ye çevirmeye çalışıyorsun. Sonuç? Kulağa anlamsız, devrik ve bazen de komik gelen cümleler. Mesela “Dönüşünüzü bekliyor olacağım” demek için kurduğun I will be waiting for your return
cümlesi, bir İngiliz için “Siz fiziksel olarak geri gelene kadar ben burada bekleyeceğim” gibi tuhaf, hatta biraz ürkütücü bir anlama bürünebilir. Aslında demek istediğin “Sizden haber bekliyorum” ise, doğru karşılık I look forward to hearing from you
olmalıydı. Unutma, diller doğrudan tercüme değil, kalıp ve kültür işidir.
Tuzak 2: Ton Ayarını Kaçırmak
Bir yanda genel müdüre Hey Mike, what’s up?
diye mail atanlar, diğer yanda 10 yıldır aynı odada çalıştığı arkadaşına Dear Mr. Smith,
diye başlayanlar… İş İngilizcesinde ton, neredeyse her şeydir. Fazla samimi olmak laubali, fazla resmi olmak ise soğuk ve mesafeli görünmene neden olabilir. Bu dengeyi kuramamak, profesyonel imajına en çok zarar veren şeylerden biri olabilir. Bir öğrencimin, stajının ilk haftasında şirketin Amerikalı CEO’suna attığı Hey dude, check this out
maili yüzünden yaşadığı paniği unutamam.
Tuzak 3: “Süslü” Kelime Kullanma Takıntısı
Bazı öğrencilerim, profesyonel görünmenin yolunun sözlükten buldukları en karmaşık, en “havalı” kelimeleri kullanmaktan geçtiğini zanneder. “Use” yerine “utilize”, “start” yerine “commence”, “get” yerine “procure” gibi… Halbuki iş dünyasında en makbul iletişim, en net ve en basit olanıdır. Karmaşık kelimelerle dolu bir mail, seni zeki değil, anlaşılması zor ve belki de biraz gösterişçi biri gibi gösterebilir.
Kulağa tanıdık geldi mi? Eğer cevabın evetse, harika! Çünkü bir sorunu çözmenin ilk adımı, onu dürüstçe kabul etmektir. Şimdi sıra çözüme geldi.
Benim Pusulam: Altın Değerinde 4 Kural
Bu 25 yılda öğrendiğim bir şey varsa, o da İngilizce’nin sihirli bir formülü olmadığıdır. Ama bir pusulası vardır. İşte benim her öğrencime miras bıraktığım, seni kolay kolay yolda bırakmayacak 4 altın kural:
1. Pratik > Teori (Direksiyona Geçme Vakti)
“Hocam, en iyi 100 iş maili kalıbını ezberledim ama hala yazamıyorum.” Bu cümleyi o kadar çok duydum ki… Sevgili dostum, yemek kitabı okuyarak aşçı olunmaz. Kitaplar sana yol haritasını verir, ama arabayı kullanacak olan sensin. Direksiyona geçmeden şoför olunmaz. O mail kalıplarını bir kenara bırak. Her gün, sadece 5 dakikanı alsa bile, uyduruk bir mail yaz. Bir toplantı organize et, bir bilgi iste, birine teşekkür et. Yaz, sil, tekrar yaz. Yazma kasının başka türlü gelişme ihtimali yok.
2. Düzenlilik Kuralı (Sağlık Yürüyüşü)
İngilizce, bir haftada 10 saat çalışıp sonra bir ay ara verilecek bir maraton değildir; daha çok, her gün 15 dakika yapılan bir sağlık yürüyüşüne benzer. Beynimiz, düzenli ve tekrarlayan bilgiyi kalıcı hafızaya atmaya bayılır. Yazışma becerini geliştirmek için her gün sadece tek bir doğru kalıbı (örneğin I am writing to inquire about…
) kullanarak kısa bir mail yazsan, bir ayda 30 yeni ve kalıcı yapı öğrenmiş olursun. Motivasyonun düştüğünde bile o 15 dakikayı es geçme. İnan bana, o 15 dakika, bir ay sonra hissedeceğin pişmanlığın yanında devede kulak kalır.
3. Aşamalı Gelişim (Spor Salonu Metaforu)
Spor salonuna gidip her gün aynı 5 kiloluk dambılı kaldırırsan, kasların gelişmez. İngilizce de böyledir. Konfor alanının bir tık dışına çıkmadığın sürece, yerinde sayarsın. Bugün basit bir teşekkür maili mi yazdın? Harika. Yarınki hedefin, o teşekküre ek olarak küçük bir ricada bulunmak olsun. Ondan sonraki gün, nazik bir dille bir gecikmeyi bildiren bir mail yaz. Her gün zorluk seviyesini sadece bir nebze artır. Bu küçük adımlar, yıl sonunda dev bir sıçramaya dönüşecek.
4. Kişiselleştirme ve Hata Analizi (En İyi Öğretmen)
Evet, o gramer kitabını yastığının altına koyunca kurallar sihirli bir şekilde beynine işlemiyor, bizzat denedim, çalışmıyor. En iyi öğretmenin, o gönderdiğin maillerde yaptığın hatalardır. Ama sadece onlara bakıp “Ah, yine yanlış yapmışım” diye hayıflanmak hiçbir işe yaramaz. Hatalarınız, en iyi öğretmeninizdir; ama sadece onları dinlemeyi öğrenirseniz. Bir “Hata Defteri” tut. Yaptığın bir hatayı yaz. (Örn: Thanks for your informationS
-> Yanlış). Doğrusunu yaz. (Doğru: Thanks for your information
). Nedenini anla ve bir cümleyle not al. (“Information” sayılamayan bir isimdir, sonuna ‘s’ almaz). Bu analiz, aynı hatayı bir daha yapmanı engelleyecek en güçlü aşıdır.
Peki, Ne Yapacağız? Adım Adım Uygulama Rehberi
“Tamam Pusula Hocam, felsefeyi anladık da… ben şimdi ne yapacağım?” dediğini duyar gibiyim. İşte sana özel, hemen bugün başlayabileceğin bir eylem planı:
-
1. Adım: Teşhis ve Keşif (Son 1 Haftanı İncele)
Hemen şimdi, gönderilmiş öğeler kutunu aç. Son bir haftada yazdığın 5 tane iş mailini bul. Onları bir Word dosyasına kopyala ve kendine karşı dürüst, hatta biraz acımasız olarak incele. Hangi kelimeleri tekrar tekrar yanlış kullanıyorsun? Hangi cümlelerin kulağa “Türkçe” geliyor? En çok nerede zorlanıyorsun? Selamlaşmada mı, ana metinde mi, kapanışta mı? Bu, senin kişisel hata haritan olacak.
-
2. Adım: Cephaneliği Doldur (Kalıp Avcılığı)
Kelime listelerini bir süreliğine unut. Senin ihtiyacın olan şey duruma özel kalıplar. Bir not defteri veya dijital bir doküman aç ve şu başlıkları yaz: “Toplantı Talep Etme”, “Bilgi İsteme”, “Teşekkür Etme”, “Bir Sorunu Bildirme”, “Özür Dileme”. İnternette
business email phrases for…
diye aratarak bu başlıkların altına 3-5 tane kullanışlı ve basit cümle ekle. Bu senin acil durum çantan olacak. -
3. Adım: Güvenli Alanda Antrenman Yap (Simülasyon)
Gerçek mermilerle ateş etmeden önce, poligonda biraz talim yapın: Kendine mail atarak pratik yap. Hayali senaryolar oluştur. “X firmasından fiyat teklifi iste.”, “Patronuna bir projedeki gecikmeyi haber ver.” Yazdığın maili, bir gün sonra “dışarıdan bir gözle” tekrar oku. Kulağa nasıl geliyor? Net ve anlaşılır mı?
-
4. Adım: Profesyonel Geri Bildirim Al (Mentörünü Bul)
Bir yere kadar kendi hatalarını bulabilirsin. Ama bir noktadan sonra, neyi bilmediğini bile bilmediğin bir seviyeye gelirsin. Buna “uzman körlüğü” de diyebiliriz. İşte bu noktada, sana ayna tutacak bir profesyonele veya sisteme ihtiyacın olur. Kendi kendine pratik yapmak iyidir ama hatalarını sana anında ve doğru şekilde gösterecek, gelişimini takip edecek bir rehberle çalışmak, süreci on kat hızlandırabilir.
Bu tür bir rehberliğe iyi bir örnek olarak aklıma hep Konuşarak Öğren geliyor. Nedenini de söyleyeyim: Bu sistem, tam da anlattığım felsefeyle çalışıyor gibi görünüyor. Orada, “hadi biraz sohbet edelim” diyen rastgele bir eğitmen yerine, genellikle öğretmenlik lisansına sahip Amerikalı, profesyonel bir eğitmenle eşleşiyorsun. Genelde aynı eğitmenle çalıştığın için, o senin zayıf noktalarını, hedeflerini ve gelişimini zamanla öğreniyor. Ders saatlerinin belli olması bir disiplin sağlıyor. Ama en önemlisi, sana özel atanan bir mentörün oluyor. Bu mentör, tıpkı benim gibi, gelişimini sürekli takip ediyor, raporlar sunuyor ve “Bak, geçen hafta ‘informationS’ demiştin, bu hafta doğrusunu kullandın, harika!” gibi geri bildirimlerle seni motive ediyor. Bu seviyede bir kişisel takip ve hata analizi, tek başına çalışırken elde edilmesi zor bir avantaj. Kısacası, sadece konuşturan değil, sistematik bir program ve uzman takibiyle geliştiren bir yapı sunuyorlar.
Kaptanın Son Sözü
İş yerinde İngilizce yazışmak, Everest’e tırmanmak gibi bir şey değil. Kimse senden Shakespeare olmanı beklemiyor. Beklenen tek şey; net, anlaşılır ve profesyonel olman. Bugün öğrendiğin bu kurallar ve adımlarla, artık o “Gönder” tuşuna korkuyla değil, güvenle basabilirsin.
Yaptığın her hata bir adımdır. Yazdığın her mail bir derstir. Unutma, bu senin yolculuğun ve pusula artık sende. Tek yapman gereken ilk adımı atmak.
Başarılar dilerim.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Soru 1: Çok basit bir İngilizce kullanırsam profesyonel durmaz mıyım?
- Cevap: Kesinlikle hayır! Hatta tam tersi. İş dünyasında en büyük erdem, açıklıktır. Mesajını karşı tarafa en net ve en hızlı şekilde ileten kişi, en profesyonel olan kişidir. Kimsenin sizin süslü kelimelerinizi çözmek için ne vakti ne de enerjisi var. “Keep it simple and clear” (Basit ve net tut) altın kuraldır.
- Soru 2: Her mailde ‘Dear Sir/Madam’ demek zorunda mıyım?
- Cevap: Asla! Bu kalıp, artık büyük ölçüde kime yazdığını hiç bilmediğin (örneğin bir şirketin genel bilgi mail adresine) durumlar için saklanıyor. Muhatabının adını biliyorsan “Dear [Adı Soyadı],” (örn: Dear John Smith,) kullanmak standarttır. Daha samimi olduğun veya uzun süredir çalıştığın iş arkadaşların için “Hi [Adı],” (örn: Hi Sarah,) gayet uygundur.
- Soru 3: Yapay zeka (ChatGPT vb.) çeviri için ne kadar güvenilir?
- Cevap: Yapay zeka harika bir yardımcıdır ama tehlikeli bir efendidir. Onu, yazdığın bir metni düzeltmesi veya daha iyi bir ifade önermesi için kullanabilirsin. Ancak, Türkçe bir metni verip “Bunu iş mailine çevir” demek, Tuzak 1’e (Türkçe düşünüp İngilizce yazmak) düşmenin en modern yoludur. AI, cümlenin arkasındaki kültürel niyeti ve tonu her zaman doğru anlayamaz. Onu bir asistan olarak gör, beyninin yerine koyma.

Bir yanıt yazın