“Tell Me About Yourself” Sorusuna O Mülakatı Kazandıran Cevap Nasıl Verilir?
O anı hepimiz biliriz. Mülakat iyi gidiyordur, kendinize güveniniz yerindedir. Sonra o basit görünen ama aslında devasa soru gelir: “So, tell me about yourself.” (Peki, biraz kendinden bahseder misin?)
Bir anda avuç içleriniz terlemeye, zihninizde bir uğultu başlamaya başlar. “Nereden başlasam? Annemin bana hamileyken aşerdiği erikten mi? Lisedeki en sevdiğim dersten mi? Yoksa özgeçmişimi baştan sona okusam mı?” Bu birkaç saniyede zihninizden geçen binlerce soru, o kendinden emin duruşunuzu alıp götürebilir. Eğer bu senaryo size tanıdık geliyorsa, derin bir nefes alın. Yalnız değilsiniz. 20 yılı aşkın eğitmenlik kariyerimde bu sorunun ne kadar parlak zihni kilitlediğine sayısız kez şahit oldum.
Ama size bir sır vereyim mi? Bu soru bir tuzak değil, tam tersine altın bir fırsattır. Karşınızdakine sadece kim olduğunuzu değil, o pozisyon için neden “doğru” kişi olduğunuzu anlatmanız için size uzatılmış bir mikrofondur. Bu yazıda, o mikrofonu bir profesyonel gibi nasıl kullanacağınızı, ezberlenmiş ve ruhsuz cevaplardan nasıl sıyrılacağınızı ve kendi hikayenizi en etkili şekilde nasıl anlatacağınızı konuşacağız.
Hazırsanız, başlayalım.
Yaygın Hatalar: Neden İşler Yolunda Gitmiyor?
Yıllardır adaylarda benzer hataları gözlemliyorum. Belki siz de farkında olmadan bunlardan birini yapıyorsunuzdur. Gelin, önce bu mayınlı tarlayı bir temizleyelim.
- “CV Okuma Modu”: Yapılan en büyük hata bu olabilir. Mülakatı yapan kişinin önünde zaten özgeçmişiniz var. Onu tekrar okumanızı beklemiyorlar. “1990’da doğdum, şu liseden mezun oldum, sonra X şirketinde çalıştım…” Bu yaklaşım, karşınızdakinin ilgisini kaybetmek için birebir. “Bunu zaten okudum, bana yeni bir şey söyle” diye düşünmelerine sebep olursunuz.
- “Hayatımın Romanı” Anlatıcılığı: “Çocukken hep mühendis olmak isterdim…” diye başlayıp, ilkokulda oynadığınız “üç ağaçtan biri” rolünüze kadar uzanan o uzun, dolambaçlı hikayeler… Unutmayın, bu bir terapi seansı değil, bir iş görüşmesi. Zamanınız kısıtlı ve her cümlenizin bir amaca hizmet etmesi gerekiyor.
- “Robot Modu”: İnternetteki “en iyi 10 cevap” listelerinden birini ezberleyip, duygusuz bir şekilde tekrar edenler… İnanın bana, bu o kadar belli oluyor ki. Samimiyet sizin en güçlü silahınızken, ezber en zayıf kalkanınızdır. O an bir bağ kurma şansınızı kaybedersiniz.
- “Bağlantısız Kopukluk”: Harika deneyimleriniz olabilir. Ama bunları başvurduğunuz pozisyonla ilişkilendirmezseniz, anlattıklarınız havada kalır. Mülakatı yapan kişi sürekli içinden, “Güzel de, bunun bu pozisyonla ne alakası var?” diye sormamalı.
Eğer bu hatalardan birini yapıyorsanız, kendinizi kötü hissetmeyin. Bu, “İngilizce bilmiyorum” demek değil. Bu, “Doğru stratejiyi bilmiyorum” demektir. Şimdi işin strateji kısmına, yani bu soruyu nasıl bir fırsata çevirebileceğimize gelelim.
Etkili Bir Cevabın 4 Temel Kuralı
Bu işin sırrı ne gramer kitaplarında ne de sihirli bir uygulamada. Sır, doğru yaklaşımı benimsemekte. İşte yıllardır işe yaradığını gördüğüm 4 temel kural:
-
Pratik > Teori
Bir araba kullanma kılavuzunu ezberleyerek şoför olamazsınız. “Tell me about yourself” sorusunun mükemmel cevabını kağıda yazabilirsiniz, ama onu sesli, akıcı ve kendinden emin bir tonda söylemedikçe o cevap bir işe yaramaz. Teori harikadır ama sizi mülakat odasında kurtarmaz. O cevabı fiziksel olarak “söylemeniz” gerekir.
-
Düzenlilik
Mülakata bir hafta kala her gün 5 saat pratik yapmak yerine, her gün sadece 15 dakika ayırmak çok daha etkilidir. İngilizce, kısa süreli yoğun bir depar değil, uzun soluklu bir yürüyüştür. Hazırladığınız cevabı her gün sadece bir kez ayna karşısında tekrar etmek bile, bir hafta boyunca hiç yapmamaktan katbekat daha değerlidir. Bu düzenlilik, özgüveninizi yavaş yavaş ama sağlam bir şekilde inşa eder.
-
Aşamalı Gelişim
Sürekli aynı şeyi yaparak farklı bir sonuç bekleyemezsiniz. Cevabınızı hazırladıktan sonra kendinizi aşamalı olarak zorlamalısınız:
- Aşama 1: Önce kendi kendinize sessizce okuyun.
- Aşama 2: Sonra ayna karşısında sesli bir şekilde, vücut dilinize ve mimiklerinize dikkat ederek anlatın.
- Aşama 3: Telefonunuza sesinizi kaydedin ve dinleyin. O “ııı, şey” gibi dolgu seslerini, nerelerde takıldığınızı fark edin.
- Aşama 4: Güvendiğiniz bir arkadaşınıza anlatıp dürüst bir geri bildirim isteyin.
- Aşama 5: Mümkünse, bunu bir profesyonelle, örneğin anadili İngilizce olan bir eğitmenle prova edin.
Bu adımların her biri, konfor alanınızın hemen dışında bir yerdedir ve gelişim tam da orada gerçekleşir.
-
Kişiselleştirme ve Hata Analizi
İnternetteki hazır cevapları bir kenara bırakın. Sizin hikayeniz size özeldir. Kaydettiğiniz seste duyduğunuz o “eee”ler, o duraksamalar… Bunlar düşmanınız değil, yol haritanız. Bu hataları fark edip üzerlerine gitmek, sizi mükemmelleştirecek olan şeydir.
Peki, Ne Söyleyeceğiz? Adım Adım Uygulama Rehberi
“Tamam, felsefeyi anladık da… Cümleye nasıl başlayacağım?” dediğinizi duyar gibiyim. Gelin, o etkili cevabı birlikte inşa edelim. En akılda kalıcı formül: Şimdiki Zaman – Geçmiş Zaman – Gelecek Zaman (Present – Past – Future).
1. Adım: ŞİMDİ (Mevcut Durumunuz – Yaklaşık 20-30 saniye)
İlk cümleniz en önemlisidir. Kim olduğunuzu ve şu an ne yaptığınızı net bir şekilde ifade edin.
Ne Anlatmalısınız? Mevcut pozisyonunuz, unvanınız, kaç yıllık deneyiminiz olduğu ve uzmanlık alanlarınız. Mümkünse, mevcut rolünüzdeki en önemli sorumluluğunuzu ve yakın zamanda elde ettiğiniz somut bir başarıyı ekleyin.
Örnek: “I am a digital marketing manager with over 6 years of experience, specializing in SEO and content strategy. In my current role at TechSolutions, I lead our organic growth initiatives. Most recently, I spearheaded a project that resulted in a 40% increase in website traffic over the last two quarters.”
2. Adım: GEÇMİŞ (Sizi Buraya Getiren Yol – Yaklaşık 20-30 saniye)
Bu noktaya nasıl geldiğinizi, önceki deneyimlerinizin mevcut yetkinliklerinizi nasıl şekillendirdiğini anlatın. CV’nizi okumayın, noktaları birleştirin!
Ne Anlatmalısınız? Önceki bir deneyiminizi seçin ve bu deneyimin size başvurduğunuz pozisyonla ilgili ne öğrettiğini vurgulayın. “Şu şirkette çalıştım” demek yerine, “O şirketteki tecrübem bana şunu öğretti” deyin.
Örnek: “Before TechSolutions, I was at MediaGroup, where I had the opportunity to build the company’s first content marketing plan from the ground up, on a tight budget. That experience was crucial because it taught me how to manage a creative team and resources effectively, a skill I use daily in my current leadership role.”
3. Adım: GELECEK (Neden Buradasınız? – Yaklaşık 20-30 saniye)
Cevabınızın zirve noktası. Neden bu mülakatta, bu şirket için oturduğunuzu açıklayın. Geçmişinizi ve bugününüzü, onların geleceğine bağlayın.
Ne Anlatmalısınız? Becerilerinizin, iş tanımındaki hangi gereksinimle örtüştüğünü belirtin. Şirketin hedeflerine nasıl katkıda bulunabileceğinizi ve kariyerinizin bir sonraki adımını neden bu şirketle atmak istediğinizi söyleyin.
Örnek: “What excited me when I saw this Senior Marketing Manager role was that my 6 years of hands-on experience in SEO and organic growth seems to align perfectly with the goals you mentioned in the job description. I am confident I can contribute to your team’s target of entering new markets, and I’m eager to take the next step in my career with a company that has a reputation for valuing innovation.”
İşte bu kadar! 90 saniyeden kısa, net, kendinden emin ve en önemlisi size özel bir cevap.
Bu formülü oluşturduktan sonra en kritik kısım olan pratiğe geçilir. Unutmayın, tek başına ayna karşısında yapılan pratik bir yere kadar etkilidir. Gerçek gelişim, genellikle dışarıdan bir gözün sağladığı geri bildirimle gelir. İşte bu noktada, bir profesyonelden, belki anadili İngilizce olan bir eğitmenden alacağınız geri bildirim paha biçilmez olabilir. Bu kişi sadece gramerinizi değil, aynı zamanda tonlamanızı, kelime seçiminizi ve kültürel nüansları da değerlendirerek size mülakata bir antrenörle hazırlanma imkanı sunar.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru 1: Cevabım tam olarak ne kadar uzun olmalı?
Cevap: İdeal süre 60 ila 90 saniye arasıdır. Daha kısası ilgisiz, daha uzunu ise sıkıcı ve dağınık bir izlenim bırakabilir. Bu süre, kendinizi net bir şekilde tanıtmak ve karşınızdakinin ilgisini canlı tutmak için genellikle yeterlidir.
Soru 2: Hobilerimden veya kişisel hayatımdan bahsetmeli miyim?
Cevap: Genel kural olarak, hayır. Cevabınızı profesyonel çerçevede tutmak en güvenlisidir. Ancak bir istisna olabilir: Eğer hobiniz, pozisyonla doğrudan ilgili bir beceriyi (örneğin, takım kaptanlığı > liderlik, satranç > stratejik düşünme) gösteriyorsa, bunu son cümlenizde çok kısaca belirtebilirsiniz. Ama bu bir zorunluluk değildir.
Soru 3: Mülakat sırasında heyecandan takılırsam veya bir kelimeyi unutursam ne yapmalıyım?
Cevap: Öncelikle sakin olun. Bu dünyanın en doğal şeyi. Derin bir nefes alın, belki hafifçe gülümseyin ve “Sorry, let me rephrase that” (Kusura bakmayın, yeniden ifade edeyim) veya “Let me start that over” (Baştan alayım) gibi bir cümleyle toparlayın. Baskı altında sakin kalabilme ve durumu yönetme beceriniz, mükemmel gramerden çok daha etkileyici olabilir. Pratik yapmanızın en büyük sebeplerinden biri de bu anları en aza indirmektir.

Bir yanıt yazın