Sınav Stresine Son: TOEFL ve IELTS’e Bir Bilgenin Gözünden Hazırlık Rehberi
Merhaba yol arkadaşım,
Önünde dağ gibi duran o sınavın adını duyunca bile içinde bir şeyler sıkışıyor, değil mi? TOEFL, IELTS… Sanki geleceğinin anahtarını tutan iki devasa kapı. Elinde kitap yığınları, internette sonu gelmeyen “kesin taktik” videoları, bitmek bilmeyen kelime listeleri… Bu bilgi bombardımanının ortasında, “Nereden başlayacağım?” diye sorduğunu duyar gibiyim. İnan bana, o hissi çok iyi bilirim. Neredeyse 25 yıldır omuzlarına bu yükü almış, gözlerinde hem umut hem de yorgunlukla kapımı çalan binlerce öğrencinin elinden tuttum.
Ama sana bir sır vereyim mi? O devasa kapıların kilidi, daha kalın kitaplarda ya da daha uzun kelime listelerinde falan değil. Kilit, sensin. Senin bu işe yaklaşımında, alışkanlıklarında ve en önemlisi, kendine olan o pamuk ipliğine bağlı inancında.
Bu yazıda sana “5 adımda 100 puan” gibi sihirli formüller pazarlamayacağım. Çünkü öyle bir sihir yok. Ama ondan çok daha değerli bir şey vereceğim: Bir pusula. Yılların tecrübesiyle, deneye yanıla damıttığım, seni en akıllıca yoldan hedefine götürecek bir yol haritası.
Hazırsan, şu İngilizce pusulasını ayarlayalım ve yola koyulalım.
Yaygın Yanılgılar ve O Meşhur “Neden Olmuyor?” Sorunsalı
Yıllardır aynı filmi izliyor gibiyim. Zeki, pırıl pırıl gençler aynı hataları tekrar tekrar yaparak duvara tosluyor ve sonra da suçu kendilerinde arıyorlar. “Ben yeteneksizim galiba,” diyorlar. Hayır, değilsin. Sadece elindeki harita yanlış. Gel, şu en sık girilen çıkmaz sokaklara bir bakalım. Bakalım tanıdık gelecek mi?
- Deneme Sınavı Bağımlılığı: Sürekli deneme çözmek, kilo vermeyi umarak her saat başı tartıya çıkmaya benzer. Tartı sana sadece kaç kilo olduğunu söyler, kilo vermek için ne yapman gerektiğini değil.
Deneme sınavları bir teşhis aracıdır, tedavi yöntemi değil.
Sürekli aynı hataları yapıp yapmadığını acı bir şekilde yüzüne vurmak dışında pek bir işe yaramaz.
- Kelime Listesi İllüzyonu: O upuzun listeleri ezberlerken gelen sahte “bugün de çalıştım” hissini bilirim. Ama bir kelimeyi listeden ezberlemek, birinin vesikalık fotoğrafına bakıp “Ben onu tanıyorum” demeye benzer. O kelimeyi bir cümlenin içinde, bir bağlamın kalbinde görmeden, onu asla gerçekten “öğrenmiş” olmazsın.
- Tek Kanatla Uçma Çabası: “Benim Reading fena değil, o bölümü sallasam da olur” demek, dört motorlu bir uçağın tek motoruna güvenip okyanusu geçmeye kalkışmaktır. TOEFL ve IELTS, dört temel becerinin (Okuma, Dinleme, Konuşma, Yazma) birbiriyle uyumunu ölçer. Birindeki zayıflık, diğerlerini de bir çapa gibi aşağı çeker.
- Gramer Kitabına Sığınmak: Evet, o kalın gramer kitabını yastığının altına koyunca kurallar sihirli bir şekilde beynine işlemiyor. Bizzat denedim, çalışmıyor. Gramer, yemeğin tuzu gibidir. Tek başına bir anlamı yoktur; ama yemeğin içine doğru miktarda ve doğru zamanda katıldığında lezzet verir.
Bu hatalardan birkaçı sana tanıdık geldiyse, sorun sende değil. Sadece sana yanlış bir yol haritası verilmiş. Şimdi doğru olanı çizmenin zamanı geldi.
Benim Pusulam: Altın Değerinde 4 Kural
Çeyrek asırlık öğretmenlik hayatımda, başarının sırrının hep bu dört basit ama güçlü ilkeye dayandığını gördüm. Bunları hayatının bir parçası yaparsan, İngilizce senin için bir “ders” olmaktan çıkıp bir “alışkanlığa” dönüşür.
Kural 1: Direksiyona Geç, Sadece Haritaya Bakma (Pratik > Teori)
Bu benim bir numaralı kuralım. Kitaplar, kurslar, videolar… Bunların hepsi sana yol haritasını gösterir, o kadar. Ama arabayı kullanacak olan sensin. Direksiyona geçmeden, trafiğe çıkmadan, birkaç kez yanlış sokağa sapıp kaybolmadan şoför olunmaz. Okuduğun her kuralı, öğrendiğin her yeni kelimeyi hemen kullan. Bir metin mi okudun? Kendi kendine özetini anlat. Bir podcast mi dinledin? Duyduklarını bir arkadaşına aktar. Bilgi, kullanmadığın sürece sadece kafanda yer kaplayan bir ağırlıktır.
Kural 2: Maraton Koşma, Her Gün Yürüyüşe Çık (Düzenlilik Kuralı)
Yapılan en büyük hatalardan biri: Bir pazar günü oturup 8 saat İngilizce çalışmak, sonra perşembeye kadar kitaba elini bile sürmemek. Bu, kas yapmak için haftada bir gün 8 saat aralıksız spor yapıp sonraki 6 gün yan gelip yatmaktan farksızdır. İşe yaramaz. İngilizce bir maraton değil, her gün yapılan düzenli bir yürüyüştür. Her gün 15-20 dakikanı ayır. O kısacık zamanda bir podcast dinle, ilgi alanınla ilgili kısa bir makale oku, öğrendiğin 3 yeni kelimeyle cümle kur. Bu küçük ama sürekli adımlar, bir ayın sonunda seni devasa bir yol katetmiş birine dönüştürecektir.
Kural 3: Spor Salonu Kuralı: Hep Aynı Ağırlığı Kaldırma (Aşamalı Gelişim)
Bir spor salonuna gittiğini düşün. Her gün aynı 5 kiloluk dambılı kaldırırsan kasların bir noktadan sonra gelişir mi? Gelişmez. Gelişim için ne yaparsın? Önce 5.5, sonra 6 kiloya geçerek kendini biraz zorlarsın. İngilizce de tam olarak böyledir. Sürekli olarak konfor alanının bir tık dışına çıkmadığın sürece yerinde sayarsın. Sadece tıkır tıkır anladığın şeyleri dinlemek, sadece bildiğin üç beş kelimeyle yazmak sana hiçbir şey katmaz. Seni biraz zorlayan, sözlüğe bakma ihtiyacı hissettiren, “Acaba bu ne demekti?” dedirten içeriklerle beslenmelisin. Gelişim, işte o tatlı zorlanma anında başlar.
Kural 4: Hataların Senin En İyi Dostundur, Yeter ki Onları Dinle (Kişiselleştirme ve Hata Analizi)
“Aman hata yapmayayım” korkusu, dil öğrenen birinin kendine yapabileceği en büyük kötülüktür. Hataların senin en iyi öğretmenindir, ama sadece onları dinlemeyi öğrenirsen. Yaptığın bir denemeden sonra sadece doğru-yanlış sayına bakıp bir kenara atma. O yanlışlar neden yanlış? Dikkatsizlik mi? Kelime eksiği mi? Gramer kuralını mı karıştırdın? Yanlışlarının bir günlüğünü tut. Onları bir dedektif gibi analiz et. Herkesin parmak izi farklı olduğu gibi, öğrenme haritası da kişiye özeldir. Kendi hatalarının izini sürmeden, sana özel doğru yolu asla bulamazsın.
Peki, Ne Yapacağız? Adım Adım Uygulama Rehberi
“Tamam hocam, felsefeyi anladık da… Somut olarak ne yapayım?” dediğini duyar gibiyim. İşte sana özel, hemen bugün başlayabileceğin bir eylem planı:
-
Adım 1: Teşhis – Gerçekten Nerede Olduğunu Anla
- Dürüst bir deneme sınavı yap. Sonucuna takılıp moralini bozma. Buradaki amacın, her bir bölümde (Reading, Listening, Speaking, Writing) nerelerde takıldığını, hangi soru tiplerinde zorlandığını tespit etmek.
- Bir “Hata Günlüğü” tutmaya başla. Yanlış yaptığın her soruyu bu deftere not al ve yanına neden yanlış yaptığını dürüstçe yaz (Kelimeyi bilmiyordum, dikkatsizlikten kaçtı, zaman yetmedi vb.). Bu senin kişisel gelişim haritan olacak.
-
Adım 2: İnşa Etme – Dört Beceriyi Dengeli Besle
- Reading (Okuma): Her gün ilgi alanınla ilgili (spor, teknoloji, sanat, ne seviyorsan…) 15-20 dakikalık bir İngilizce makale oku. Anlamadığın kelimeleri işaretle ama hemen sözlüğe sarılma. Cümlenin gelişinden anlamını tahmin etmeye çalış. Bu beceri, sınavda hayat kurtarır.
- Listening (Dinleme): Sadece altyazılı dizi/film izlemek yetmez. Aktif dinleme pratiği yapman gerek. Bir podcast veya haber bülteni aç. 3-4 dakikalık bir bölümü dinle ve sonra durdurup ne anladığını özetle. Ana fikri, kilit detayları yakalamaya çalış. Farklı aksanlara (İngiliz, Amerikan, Avustralyalı) maruz kalmak da çok önemli.
- Writing (Yazma): Sınav formatındaki konularla ilgili her hafta en az 2 tane “essay” (kompozisyon) yazmaya çalış. Ama en önemlisi, zaman tutarak yaz. Fikir bulma, planlama, yazma ve kontrol etme aşamaları için kendine gerçekçi süreler belirle. Mümkünse yazdıklarını anlayan birine okutup geri bildirim al.
- Speaking (Konuşma): Ve geldik en çok ihmal edilen ama en kritik bölüme. Kendi kendine konuşmak bir yere kadar işe yarar. Gerçek ilerleme, ancak düzenli olarak konuşup hataların anında düzeltildiğinde gelir. Ayna karşısında pratik yapmak iyidir ama ayna sana “Şu kelimeyi yanlış telaffuz ettin” veya “Daha iyi bir cümle kurabilirdin” demez. Bu noktada, keşke şöyle bir sistem olsa dersin: Senin seviyeni ve hedeflerini bilen, her gün aynı saatte seni arayıp pratik yaptıran, anadili İngilizce olan bir hocan olsa… Bu kulağa biraz hayal gibi gelse de, bu mantıkla çalışan sistemler mevcut. Mesela benim yıllardır öğrencilerimde en etkili sonuçları gördüğüm Konuşarak Öğren platformu, tam olarak bu yapılandırılmış yaklaşımı sunuyor. Sadece rastgele sohbet değil, kişiye özel bir müfredat ve takip sistemiyle ilerlendiği için özellikle sınavın konuşma bölümünde o kritik farkı yaratıyor.
-
Adım 3: Test Etme ve Ayarlama
- 2-3 haftada bir deneme sınavı çöz. Ama bu sefer amacın puanını görmek değil, hata günlüğündeki maddelerin azalıp azalmadığını kontrol etmek. Hâlâ benzer hataları mı yapıyorsun? Demek ki o konunun üzerine biraz daha farklı bir yöntemle gitmen gerekiyor.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru 1: TOEFL mı IELTS mi, hangisine girmeliyim?
Cevap: Bu biraz “elma mı armut mu?” sorusuna benziyor. İkisi de aynı amaca hizmet etse de yapıları farklı. En başta, başvuracağın kurumun hangisini kabul ettiğini kesin olarak öğren. Sonra, ikisinden de birer deneme bölümü çözerek hangi formatın sana daha “yatkın” geldiğine bak. Genel bir kural olmasa da, klavyeyle aran iyiyse ve çoktan seçmeli soruları seviyorsan TOEFL, farklı soru tiplerini ve yüz yüze konuşma sınavını tercih ediyorsan IELTS bir adım önde olabilir.
Soru 2: Günde kaç saat çalışmam gerekiyor?
Cevap: Bu sorunun sihirli bir cevabı yok. Önemli olan saatin uzunluğu değil, o sürenin kalitesi ve devamlılığı. “Düzenlilik Kuralı”nı hatırla. Her gün odaklanarak yapacağın 1 saatlik kaliteli bir çalışma, haftada bir gün yapılan 7 saatlik dağınık bir çalışmadan çok daha verimlidir. Kendine sürdürülebilir bir program hazırla ve ona sadık kal.
Soru 3: Kelime ezberlemek için en iyi yöntem nedir?
Cevap: Muhtemelen en iyi yöntem, kelime “ezberlememektir”. Kelimeleri, içinde yaşadıkları doğal ortamda, yani cümlelerde ve metinlerde öğrenmeye çalış. Bir kelime defterin olsun ama kelimenin sadece Türkçe karşılığını yazma. Onu öğrendiğin cümlenin tamamını not al. Hatta o kelimeyi kullanarak kendin de bir-iki özgün cümle kur. Kelimeleri tek tek değil, birbiriyle ilişkili “aileler” halinde (örneğin, “analyze, analysis, analytical”) öğrenmek, onları hafızaya kazımanın en etkili yollarından biridir.

Bir yanıt yazın